Ana içeriğe atla

Kayıtlar

400.000 YILLIK TARİHE GÖRÜLDÜ ATMAK

Bir mesaj gönderme hakkınız var ama nereye ve ne zaman gideceğini asla bilemeyeceksiniz. Gönderir miydiniz? Göndereceğinizi varsayalım. Nasıl gönderirsiniz? Posta yoluyla mı? Çölde kum fırtınasının ortasına bırakarak mı? Gecenin karanlığında hareket eden otobüsün camından yolun kenarına fırlatarak mı? Bu Harold Hackett. Yıllardır nereye ve ne zaman ulaşacağı belli olmayan mesajlarını okyanusa bırakarak binlerce arkadaş elde etti. Kanadadaki Prens Edward Adası’ndan Atlantik okyanusuna bıraktığı mesajlara ABD’nin doğu kıyılarından, Güney Amerikadan, Rusyadan hatta Afrikadan bile cevaplar almış. Bu adamın yaptığı şeyin doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmıyoruz. Şu an size anlatmak istediğim şey, bir mesajı geleceğe taşımak. Yoksa tabi ki okyanusları kirletmenizi istemem. Peki siz bir notu geleceğe taşımak isteseniz içeriğinde neler yazardınız? Didaktik bir yazı mı olurdu yoksa sadece eğlencesine “bunu yazan tosun okuyana kosun” gibi şeyler mi yazardınız? Yani evet bunu da yazabilirsin...

NASA 2022'de Dünyaya çarpacak bir asteroidi vuracak.

  İnsanın başına gelebilecek garip bir doğal afet desem aklınıza neler gelir? 30 kasım 1954 te Alabamada yaşayan bir kadın evinde kestirirken gökten düşen bir taş tarafından yaralandı. Bu kadın gökten düşen bir göktaşı tarafından vurulduğu belgelenen ilk kişi, idi. Daha sonra Osmanlı devlet arşivini inceleyen araştırmacılarımız daha önce Osmanlı’da Göktaşı çarpması sonucu ölümlü bir olaydan bahseden 3 adet tarihi el yazmasına ulaştıklarını açıkladılar. Bu el yazmaları da şu an Irak sınırları içerisinde kalan Süleymaniye’de yaşanmış 22 Ağustos 1888 tarihli bir olaya ait görgü tanıklarının ifadelerini içeriyor. Görgü tanıklarının ifadelerine göre gökten bir cisim hızla yaklaşıp gökyüzünde patlamış ve ortalığa 10 dakika boyunca yağmur gibi kaya parçaları saçılmış. Saçılan parçalar bir kişinin ölümüne bir kişinin de felç kalmasına yol açmış. Dönemin Süleymaniye valisi olayın yaşandığına ilişkin mektubu II. Abdulhamit’e göktaşının bir parçasını da ekleyerek göndermiş. Ancak bu göktaşı...

Dünya Kapasitesini Doldurursak...

 Dünya Kapasitesini Doldurursak... Hayal edin; M.Ö 10.000 yılı. Güneş henüz yeni doğuyor. Uyanıyorsun ve avlanmak için mızrağını keskinleştirmeye başlıyorsun. Biraz temiz su ve biraz kurutulmuş et yedikten sonra meyve toplamak için yola koyuluyorsun. Yaşam alanını daha güvenli hale getirmek için çevreye çitler ve tuzaklar kuruyorsun. Akşam vakti mağranın önünde yaktığın ateşin üstünde o günki avının pişmesini seyrediyorsun. Yemeği yerken kış yaklaştığı için güneye göç etme planları yapıyorsun. Aynı zamanda gün içerisinde edindiğin tecrübeleri gelecek nesillere aktarabilmek için, duvarlara bir şeyler karalıyorsun. Yorucu bir günün ardından mağaradaki köşene çekiliyor ve uykuya dalıyorsun. Bu anlattığım hikaye muhtemelen yaşanmış bir olaydır. Peki o günün mağara adamıyla bu günün modern insanlığını kıyasladığınızda sizce hangisi daha mutlu? Teknoloji bu gün daha fazla geliştiyse daha mutlu olmamız gerekmez mi? Paketlenmiş etlerimizi güvenle marketlerden alabiliyoruz. Meyve toplamay...