Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bu robot 2019 yılında öldü! | Kendime yardım edemiyorum

Bu makine size ne hissettiriyor? Sanki anlatmak istediği bir şeyler var. Aslında doğru olan budur diyebileceğimiz bir sanat düşüncesi olamaz çünkü bu, duruma göre değişebilir. Sanatın farklı etkileri vardır. Düşüncenin kesinliği yoktur. Ancak tabi ki bu eserin göstermek istediği bir amacı var. Buna sonra değineceğim. İzlediğiniz bu sanat eseri İspanya’da bir modern sanat müzesi olan Guggenheim(guginhaym) da sergileniyordu. 2016 yılında Çinli Sun Yuan & Peng Yu (san yuan ve peng yu) tarafından oluşturulmuş bu eserin adı “Kendime yardım edemiyorum”. Eğer sosyal medyada karşınıza çıktıysa hikayesini muhtemelen şöyle okudunuz: Bu kol sürekli olarak dışarı sızan ve kendini çalışır durumda tutmak için gerekli olan hidrolik sıvıyı tutmaya çalışacak şekilde programlanmış, ancak ne kadar uğraşırsa uğraşsın sızdırmaya ve ölmeye devam eden bir robot. Kendi varlığını sürdürebilmek ve bir gün daha yaşayabilmek için çabalıyor. Aslında Dans etme ve el sallama gibi 32 farklı beceriye sahip o...

Unutkan mısın, uykusuz mu? | Neden unuturuz?

       Beynimiz tıpkı binlerce raftan oluşan kocaman bir kütüphane gibidir. Günlük hayatta yaşadıklarımızı, öğrendiğimiz konuları ve daha fazlasını doğduğumuz andan beri beynimizdeki bu raflarda saklarız. Tıpkı Inside Out filmindeki gibi. İşte bu saklama gücüne hafıza diğer bir adıyla bellek denir. Bellekte yer alan üç ana süreç vardır. Bunlar kodlama, depolama ve geri alma dır. Gün içinde belleğimizi çok sık kullanırız. Ancak farkındasınızdır ki hafızamız bizi bazen yanıltabilir. Bazı şeyleri unutabilir veya yanlış hatırlayabiliriz. Bunun sebebi belleğimize aktarılan şeyin ilerlemesi gereken kodlama, depolama ve geri alma sürecindeki “kodlama” anındaki eksikliklerdir. Bazı şeyler düzgün bir şekilde kodlanamayabilir. Şimdi bu kodlama depolama ve geri alma sürecini biraz açalım. Kodlama: yeni hatıralar oluşması için bilginin kullanılabilir bir forma dönüştürülmesidir. Belleğe kodlanmış bir bilgiyi kullanmak için ise depodan geri gelmesi gerekir. Buna da geri alm...

İnanç neye yarar? Neden inanmalısın

     İnanç ve başarı, bu iki kelimeyi yanyana çok sık duyarız. Peki acaba bir şeyleri başarmak için ne kadar inanca ihtiyacımız var? Size bir hikaye anlatayım. Çaresiz kurbağa hikayesi, belki duymuşsunuzdur. Bir gün bir grup kurbağa ormanda dolaşırken gruptaki birkaç kurbağa derin bir çukura düşmüş. Çukurdaki kurbağalar kurtulmak için zıplamaya ve kenar çıkıntılara tutunmaya çalışırken, çukura düşmeyen kurbağalar onlara boşuna uğraşmamalarını, kurtulamayıp orada öleceklerini söylemişler. Arkadaşlarının dediklerine kulak veren kurbağalar umutsuzca zıplamış ve çıkıntılara tutunamadan düşerek ölmüş. Ancak bir tane kurbağa vaz geçmek yerine sürekli en yükseğe zıplamayı başarıyormuş. Sonunda çukurdan çıkmayı başarmış. Kurbağalar şaşkınlıktan bunu nasıl başardığını sormuşlar. Çukurdan kurtulmayı başaran kurbağa ise kulağının iyi duymadığını, ona başarabileceği için cesaret verdiklerini sandığını söylemiş. Yani inandığı şeyi başarmış. Ya da ne anlam çıkarırsanız. Aslında ina...

Ağır Çekimde Dönen Bir Cisim İzlerseniz . . | TENİS RAKETİ TEOREMİ

        Bir cismi havaya doğru döndürerek attığımızda havada döner ve tekrar düşer. Ancak bazı cisimler bu dönüş sırasında farketmediğimiz bir dönüşü daha gerçekleştiriyor. Her şey çok hızlı gerçekleştiği için bunu bakarak algılayamıyoruz. Eğer Cisim düşmeden havada dönüşüne devam etseydi Bu durumla karşılaşacaktık. İşte bu garip dönüşe “Tenis raketi teoremi” denmiş. Bu gün size en temelden başlayarak bu hareketin sebebini yani Tenis raketi teoremini anlatmaya çalışacağım. Newton tarafından 1. Hareket yasası olarak ifade edilen eylemsizlik basitçe şöyle der: Cisimler, o an bulundukları hareket durumunu korumaya eğilimlidirler. Yani duran bir cisim durmayı, hareket halindeki bir cisimse hareket etmeyi sürdürmek ister. Buna verilecek herkesin günlük hayatında yaşadığı bir örnek, İçinde bulunduğumuz aracın aniden hareket etmesi ve aniden durması. Ani bir frenle veya sert bir kazayla karşı karşıya kalırsak araba duracaktır, ama aracın içindeki bedenimiz hareke...

Var Olmamış bir Şekil | GÖMBÖÇ

    Bir şeklin patenti alınabilir mi? Örneğin üçgen şeklini düşünün. Bu şekli kim keşfetti ya da kim icat etti? Gelmiş geçmiş matematikçilerin içinde adı geometriyle en çok özdeşleşen “öklid” üçgeni buldu diyebilir miyiz? Aslında hayır. Öklid üçgeni bulmadı, üçgenin iç açılarının toplamının 180 derece olduğunu kanıtladı. İç açıların toplamının 180 derece olduğu üçgenler, hepimizin okulda öğrendiği standart “öklid geometrisi” dir. Üçgen kavramı öklid dışı geometrilerde iç açıları toplamı 180 derece olarak kabul edilmez. Hiperbolik, öklid ve eliptik geometride düz çizgiler birbirinden farklıdır. Eliptik bir üçgenin iç açıları toplamı 180 dereceden büyükken hiperbolik bir üçgenin iç açıları toplamı 180 dereceden küçüktür.   Konumuzdan fazla sapmadan geri dönelim. Üçgeni aslında kimse icat etmedi diyebiliriz. Üçgen insanlıktan önce de vardı. Paskal ve Pisagor, bize üçgenin özelliklerini keşfetti veya getirdi. Doğru kelime hangisi olmalı emin değilim. Üçgen evrende asl...

Hiç beklenmedik paylaşımlarınız, başınıza iş açabilir mi?

  Elimizin altındaki akıllı telefonlarımızın donanım özellikleri sayesinde birçok işi saniyeler içinde ve zahmetsizce halledebiliyoruz. Bunlardan birisi de fotoğraf çekmek. Bu gün saniyeler içinde herhangi bir şeyi fotoğraflayabiliyoruz. Hatta saniyeler içinde bunu çevremizdeki insanlarla bile paylaşabiliyoruz. Peki şunu hiç düşündünüz mü? Çektiğiniz bir fotoğraf hiç beklenmedik bir sonucu ortaya çıkarabilir mi? İngiltere’de uyuşturucu satıcısı olan Carl Stewart, sanırım çok sevmiş olsa gerek, markette gördüğü bir Stilton peynirinin fotoğrafını çekti. Bu fotoğrafı uyuşturucuların satılması için kullanılan EncroChat isimli şifreli bir uygulamada paylaştı. Ancak bu uygulamaya polis de sızmıştı. Carl’ın gönderdiği bu fotoğraf incelendi ve parmak izleri saptandı. Saptanan parmak izleri polis veri tabanında ortaya çıktı ve Carl Stewart, 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bir peynir fotoğrafını, parmakların görünürken, sıradan bir telefon kamerasıyla, şifreli bir uygulamada paylaşı...

ORMANLARI KİM YAKIYOR!

     28 Temmuz 2021 yılında Antalya’nın Manavgat ilçesinde bir orman yangını başladı. Yangının üzerine 10 günden daha fazla zaman geçmesine rağmen, hala tamamen söndürülebilmiş değil. Bu yangının sebebi şimdilik bilinmese bile bir sebebi olmalı. Bunun üç ihtimali olabilir: Birincisi İhmal ve Dikkatsizlik, ikincisi kasıtlı çıkarılan bir yangın, üçüncüsüyse doğal bir süreç. 2016 yılında Orman ve Su işleri bakanı, Türkiye’deki orman yangınlarının %87 sinin insan kaynaklı olduğunu belirtti. Yani ormanların yok edilmesindeki en büyük pay, insanlara ait. Peki insanlar orman arazilerini neden yok ediyor? Şimdi diyebilirsiniz ki “Her şey apaçık ortada. Görmüyor musun işte manzaralı orman yangınları. Otel motel dikicekler.” Ancak Anayasanın 169. Maddesinde şöyle yazıyor:  Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Ancak tabiki “anayasada yazmasına rağmen uygula...